Sandıklı Sesi Gazetesi | Güncel Haber Portalı, En Yeni Haberler
ÖZGÜR BASIN

ÖZGÜR BASIN

  Bu yazı 14 Mart 2011, Pazartesi 10:23:09 eklenmiştir. 2528 kez okunmuştur.
Yazar : Dr.Sefa ÇETİN
Özgür Basın Herkese Lazım


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

               Türkiye’de bütün demokratik kurumların işletilmesi gereklidir. Halkın yani biz vatandaşların en temel haklarından biri memeleketi yönetmeye aday olan siyasi partiler arasında dünya görüşümüze en uygun adayları seçimlerde kullandığımız oylar vasıtasıyla yönetime getirmektir. Ama bir vatandaş olarak özgür irademizle oy verebilmek için önce adaylar ve siyasi partiler hakkında bilgi sahibi olmamız gerekir. Eğer bilgimiz yoksa kime oy vereceğimizi nereden bileceğiz, öyle değil mi? Yine aynı şekilde memleket yönetimine seçmiş olduğumuz milletvekillerimizin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki faaliyetleri hakkında doğru bilgi sahibi olmazsak, bizi iyi yönetip yönetmediklerini nasıl öğreneceğiz? Vatandaş olarak beklentilerimizin yerine getirilip getirilmediğini anlamak için işimizi gücümüzü ve günlük ekmeğimizi kazanmayı bir yana bırakıp Ankara’da Meclisin ya da Bakanlıkların önüne çadır kurarak gözlem mi yapacağız? Elbette hayır. Bunu sürekli olarak yapamayacağımıza göre burada basının çok önemi var. Basının görevi bizi bilgilendirmek ve bu yaparken de aynı zamanda vatandaşların sesi de olmak. Bu çok kutsal ve ahlaki bir görev.Ancak eğer basınımız özgür değilse, vatandaş olarak en temel haklarımızdan biri olan bilgi edinme hakkımızı kullanamıyoruz demektir. Neden mi? Gelin birlikte düşünelim isterseniz.

                Diyelim ki basınımız, yani gazeteler, radyolar ve televizyonların bize bütün ülkede olan biteni anlatması engelleniyor, ve bizim bilgi edinme hakkımız çiğneniyor. Bu durumda ne olacak? Biz tek taraflı bilgiyle olan bitene dair bilgi edinirsek, ve eğer bu bilgilerde  eksiklik veya yanlışlık da varsa neler olur düşünebiliyor musunuz? Evet, tahmin edeceğiniz gibi yanlış bilgi yanlış kararlar almamız anlamına gelir. Örneğin, birisi size işyerinizde otururken bir haber getirdi ve dedi ki “filanca dükkanda domates, peynir, ekmek yarı yarıya ucuzlamış herkes oraya gidiyor”. Ne yaparsınız? Sizde evinize hesaplı sebze, peynir ekmek götürmek için ilk fırsatınızda bu dükkana uğramak istersiniz. Ama dükkana gittiğinizde bir bakarsınız ki size denilen fiyatlarla dükkandaki fiyatların alakası yok, her şey çok pahalı. Hiç bir şey alamadan çıkmak zorunda kalırsınız Bu durumda canınız sıkılmaz mı? Çünkü size haberi getiren ya yanlış getirmiştir ya da eksik getirmiştir. Söz edilen ucuzluk ya yoktur, ya da ucuzluk kampanyası sona ermiştir. Ve eliniz boş olarak oradan ayrılırsınız.  Aynı şey basında yer alan haberler içinde geçerli. Size eksik veya yanlış verilirse, veya tek taraflı bilgi verilirse ve bu beklentiler doğrultusunda yola çıkarsanız, yolun sonunda hayal kırıklığına uğramanız kaçınılmaz olur.   Dolayısıyla nasıl günlük hayattaki en küçük yanlış veya eksik bilgi hayal kırıklığı yaratıyorsa, basının tek taraflı, eksik bilgi vermek durumunda kalması ve özgür olamaması da öyle bir durum. Fikrilerin özgürce ifade edilebildiği ve basının yani gazetelerin, radyoların ve televizyonların değişik fikirleri özgürce bizlere iletebilmesi, bizi değişik fikirler arasında bir değerlendirme yapıp doğruyu bulmaya yöneltir. İşte bu yüzden de özgür basın aslında bizim özgürce düşünüp, doğru kararlar almamız için çok gereklidir. Eğer bizi yönetenlerin yanlışları veya eksikleri basına yansımazsa biz nasıl doğru kararlar vereceğiz. Bizler vatandaşlar olarak oyumuzu nasıl doğru kullanabileceğiz? Diyelim ki eksik ve yanlış bilgilerle özgür olmayan ve baskı altında tutulan bir basına dayalı oy veriyoruz, sonumuz ne olur? Bir düşünün olur mu?

                Son günlerde elimize geçen bazı rakamlara göre, Türkiye dünyada özgür basının olmadığı ülkeler arasında en başlarda geliyor. Bunu nereden mi biliyorum? Her yıl yayınlanan Dünya  Basın Özgürlüğü Endeksi  2010 yılı Raporuna göre Türkiye 138. sırada! Fas, Cezayir, İsrail, Ukrayna, Irak, Kamerun ve Bangladeş dahi basın özgürlüğünde bizden çok daha ilerdeler. Bunun anlamı şu dünyanın en geri kalmış ülkelerinden biri arasında yer alan Bangladeş’te bile basın bizdekinden çok daha özgür. Yani baskı altında değil, yani bizdekine göre daha özgürce çeşitli fikirler aynı anda ve bir arada seslendirilebiliniyor ve vatandaşa özgürce ulaşıyor.

                Şimdi sorarım size, basın özgürlüğünde dünya ülkeleri arasında en geride olan memleketimizde, halkın özgür olması ve özgür düşünebilmesi mümkün mü? Eğer halk düşüncelerinde özgür değilse ve basın baskı altında olduğu için bilgi edinme hakkı engelleniyorsa, nasıl olupta biz  vatandaşlar seçimlerde doğru karar verip, bizi yönetecek olan milletvekillerini ve diğer hükümet yöneticilerinizi seçebileceğiz? Eğer tarafsız ve özgürce bilgi edinme hakkımız yoksa, yani basınımız özgür değilse, az önce bahsettiğim, aslında var olmayan ucuz domates kampanyasını bize haber veren insanlar gibi bizi yanlış yönlendirmiş olmaz mı? Özgürce ve doğru haber alma hakkımız yoksa kendimizin ve çocuklarımızın geleceğini emanet edeceğimiz insanları neye göre seçeceğiz, diyelim ki seçtik sonra onlara nasıl güveneceğiz? Bizler nasıl özgür vatandaşlar olacağız? Bunları bir düşünün isterseniz, olur mu?


Facebook Facebook Digg Digg Google Google Del.icio.us Del.icio.us
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik Kodu :    
 

Diğer Dr.Sefa ÇETİN Yazıları
 
 
Sandıklıspor-Kırıkkalespor
Manavgat-Sandıklıspor
Bayrampaşa-Sandıklıspor
Spora bakış programından
Sandıklıspor-M.Belediyespor
Sandıklı-A.Sebat Maçı
Bir Barcelona Analizi
2009-2010 en güzel goller
Tribün Show
[ Tümünü Göster ]
Copyright Sandıklı haber
Bu Sitede Yer Alan Haber,Resim,Video izinsiz ve Link Gösterilmeden Alınamaz.! Her hakki saklıdır.
Datavizyon.net